ULUS DEVLET Mİ, FEDERASYON MU?

 

ULUS DEVLET Mİ,
FEDERASYON MU?

 

İmralı’dan PKK’nın silah bırakmasıyla
ilgili mektup gelince, ikinci açılım sürecinin başladığı anlaşıldı. Aslında
konu birçok yönden ilginç. Düşünebiliyor musunuz, silahlı bir örgüt liderini 25
yıl önce içeri atıyorsunuz. Hatta yalnız bırakıp tek başına bir adaya
yerleştiriyorsunuz. Ama 25 yıl sonra bakıyorsunuz ki değişen hiçbir şey yok.
Kişi, örgütüyle tüm bağlantılarını sürdürdüğü gibi, ideolojik olarak da
liderliğini koruyor. Sizce de bu işte bir gariplik yok mu? Bence var, hem de
çok.

Zaten mektubun içeriğinde geçen
“kimliklere saygı gösterilmesi”, “demokrasi”,
“özgürlük” laflarının sonrasında iktidar ve çeşitli muhalefet
partilerinin yaptıkları açıklamalar, hedefin Türk ulus devleti olduğunu hiçbir
tartışmaya yer bırakmayacak kadar ortaya koydu. Ama iş bununla bitmiyor.

Aslında “PKK silah bıraksın, barış
olsun” gibi söylemler de olayları doğru ifade etmiyor. Çünkü ABD, bizim de
içinde olduğumuz bölgedeki dört ülkeden parçalar kopararak Büyük Orta Doğu
Projesi kapsamında büyük bir Kürdistan kurmayı hedeflemektedir. Bu nedenle de
merkez örgütü KCK önderliğinde bu dört ülkede de farklı adlar taşıyan ama aynı
amaç için çalışan ABD’nin desteklediği örgütler bulunmaktadır. Ve bizim
ülkemizdeki PKK, Suriye’ye geçerek orada Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan PYD
özerk bölgesine geçip PYD’ye katılmıştır. Ve bugün Suriye’de mevcut iktidara
petrol bile satabilen bir devlet yapılanması oluşturulabilmiştir.

Peki, durum böyle olunca bizdeki
“barış”, “demokrasi”, “kimliklerin tanınması”,
“ana dilde eğitim”, “Türk ulusu yerine Türkiyelilik” gibi
kavramların sıklıkla gündeme getirilmesinin anlamı nedir? Ne yapılmak
amaçlanmaktadır?

Aslında amaç, “silah
bırakılması”, “terörün bitirilmesi” söylemleriyle mevcut
anayasayı değiştirerek ulus kimliğini ve ulus devleti yok ederek, ABD’nin
yıllardır talep ettiği çok kimlikliliğin, çok dilliliğin olabildiği, yani küçük
küçük parçalardan oluşan federe bir devlettir.

Hem zaten başkanlık sistemine
geçilmesinin asıl nedeni de buydu. Çünkü bilinmelidir ki başkanlıkla yönetilen
ülkelerin tamamı federasyon, federasyon olan devletlerin de tamamı başkanlıkla
yönetilmektedir. Ancak bir farkla: Bugün başkanlıkla yönetilen ve federasyon
olan devletlerin neredeyse tamamı kuruluş aşamalarında küçük devletçiklerin bir
başkanlık etrafında birleşmeleriyle meydana gelmişlerdir. Ayrıca bu türden
federe devletlerin tamamı da ulus devlet özelliği taşımaktadırlar.

Ancak bugüne kadar ulus devlet olarak
varlığını sürdürüp sonradan etnik ve dinsel kimliklerden oluşan bir federasyon
örneği, Irak’ta, Suriye’de yapılmak istendiği gibi tamamen emperyalizmin
müdahalesiyle oluşabilmektedir.

Hani sıklıkla barış, demokrasi, özgürlük
lafları ediliyor ya? Bilinmelidir ki bölgeye gerçek barış, ancak ABD emperyalizminin
bölgeden kovulmasıyla gerçekleşebilecektir. Ama hiçbir şekilde ulus devletlerin
özgürlük adı altında etnik ve dinsel parçalanmalarıyla değil.

08-03-2025

Nusret KEBAPÇI