GERÇEK MİLLİYETÇİLİK:
TOPRAKTAN EKONOMİYE TAM BAĞIMSIZLIK
Ülkemizde milliyetçilik
kavramı sıkça tartışılan, hatta adında bile bu ifadeyi taşıyan siyasi
partilerin bulunduğu bir zemin. Ancak bu türden partileri ve onların
milliyetçilik anlayışlarını doğru tanımlamak, gerçekten de son derece önemli.
Çünkü
bildiğimiz gibi, neredeyse her kavram, farklı amaçlarla üstelik bu konuyla
ekonomik ve siyasi olarak uzaktan yakından ilgisi olmayanlarca bile kullanılabilmektedir.
Bu nedenle toplumu aydınlatmak, neyin eğri neyin doğru olduğunu halka
göstermek büyük önem taşıyor.
Şimdi gelin,
öncelikle millet kavramının ne olduğunu net bir şekilde ortaya koyalım
ki, hemen her konuda olduğu gibi milliyetçiliğin de sahtesi ve gerçeği ayırt
edilebilsin. Elbette bunun için öncelikle millet kavramının tanımlanması
gerekir ki milliyetçilikteki doğru ve yanlış kendiliğinden ortaya çıkabilsin.
Doğrusunu
isterseniz, millet kavramı iki farklı türde tanımlanmaktadır:
Bunlardan
birincisi, kökeni Arapça ‘Milla’ sözcüğünden türeyen ve anlam olarak kutsal
sayılan bir kitaba bağlı topluluk veya cemaat olarak değerlendirilen
anlayıştır. Bu anlayış, Osmanlı’da Müslüman Milleti, Rum Milleti, Ermeni
Milleti, Yahudi Milleti gibi ifadelerle karşılık bulmuştur.
Bir diğeri ise
günümüzde ulus kavramıyla eşleştirilen anlayıştır. Bu yaklaşıma göre
millet; aynı toprak üzerinde yaşayan, aynı dili konuşan, ortak bir tarihi ve
kültürü olan, aynı devlet çatısı altında aynı bayrağı taşıyan ve aynı ekonomik
sistem içinde yer alan bir topluluktur. Kısacası bu, “Tek Dil, Tek
Devlet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Ekonomi” olarak da anlamlandırılan
millet anlayışıdır.
Bu ikinci
millet, yani ulus anlayışına göre, ulusun adı kurucu kimliğin adıyla anılır.
Birden fazla kurucu kimlik eklemeye yönelik çabalar ile ayrı bir dil, devlet,
bayrak, vatan ve ekonomi talepleri, milletin bütünlüğüne yönelik bir tehdit
olarak görülmektedir.
Ayrıca, egemenliğin
kayıtsız şartsız ulusun olması ilkesi, sadece Meclis duvarlarında yasa
yapmakla ilgili olmayıp, ülkenin askeri, siyasi, sanayi, tarım ve maliyedeki
egemenliğini de ifade etmektedir.
Uzun sözün
kısası, hani bazen kafanızda “Milliyetçilik nasıl olmalı?” gibisinden
sorular oluşabiliyor ya, çok basit olarak söyleyeyim: Milliyetçilik, sadece
ulusun ismini, dilini, devletini, bayrağını ve toprağını tartışma konusu
yaptırmamak değildir (ki bu zaten bir gerekliliktir). Asıl milliyetçilik; ulusun
tarımda, sanayide, toprağında, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinde ve
maliyesinde de egemenliğine sahip çıkıp, bunların yabancıya peşkeş çekilmesine
karşı durabilmektir.
Asıl
milliyetçilik, bu alanlarda tam bağımsızlığı savunmaktır; gerisi hikâyedir…
02.06.2025
Nusret KEBAPÇI